RSPKT (RESPECT)
ABOSCH

Temporary - 2022, Conversation - 2023
Tutku Bulutbeyaz

Rising II - 2022
Ece Eldek

I Finally Feel Like Me
Dustn


Eser, bildiğimiz kitap formunun sınırlarını aşarak alışık olduğumuzun dışında bir form önermeye çalışıyor. Bu yolla bilgi ile uzlaşı sistemi arasındaki gerilime ışık tutuyor.
200 x 60 x 60 cm, enstalasyon

“Başıboş”, performatif fotoğraf ve videolardan oluşan “Kolektif Yalnızlık” serisinin ilk otoportrelerinden. Bu seri, egemen sosyo-politik paradigma altında yabancılaşma ve aidiyet kavramlarını irdeliyor; zaman algısından hafızaya, benlik arayışından toplumsal cinsiyet rollerine, sosyal gerçeklikten ütopyaya kadar birçok konuyu ele alıyor.
Performatif fotoğraf, 100 x 120 cm
“Kimi zaman kişisel kimi zaman kültürel ve toplumsal izler taşıyan dialar bir araya geldiğinde, yaratıldıkları bağlamın ötesinde bir potansiyeli açığa çıkarıyorlar. Her dia kolajının şimdinin kurgusuna yapılan bir müdahale olduğunu düşünerek; çoğunlukla anı fotoğrafları, aile ve müze arşivleri ile yaptığım kolajları bir araya getirdim.”
Yesterday: Işıklı kutu diakolajı, 518 slayt, 64 x 214 cm
Tomorrow: Işıklı kutu diakolajı, 518 slayt, 64 x 214 cm



Merve Morkoç; resim, video, performans ve yerleştirme gibi pratikleri bir araya getirdiği üretiminde deneyselliğin altını çiziyor. Rüyanın ve gerçekliğin, bilincin ve bilinçdışının bütünleştiği sürrealist bir anlayışta modern dünyanın tüketim kültürünü, kitlesel iletişim araçlarının ürünlerini renkli imgelerle ve kolajlarla yorumluyor.
160 x 120 cm, ahşap üzeri karışık teknik

“Fetih’in İlk Oğlu”, matematik ve biyoloji ile gözlemlediğimiz hücresel otomata üzerinden hayat ve algoritmaların ardındaki bağı inceliyor. Varoluşun basit sistemlerinden karmaşık sistemlere olan yolculuğun başlangıcındaki açık/kapalı, 1/0, olmak/olmamak gibi tanımladığımız basit ilişkileri konu alıyor.
70 x 66 x 9 cm, Led panel, MDF üzeri neon boya, bilgisayar kodu

Mehmet & Kazım; somut, etkileşimli bir bulut oluşturmak için geleneksel resim, sanal gerçeklik ve üç boyutlu baskıyı birleştiren bir proje başlattı. Tuval üzerine çizilmiş bir bulutla işe başladılar. Bulutun görünümünü şekillendirmek için çeşitli araçlar kullanarak tasarımı bir 3D VR programına aktardılar ve buluta hayat verdiler.
92.5 x 150 cm, poliaktik asit

“Mekanla kurduğumuz ilişki zamanla iç dünyamıza şekil veriyor. Deneyim dile, dil düşünceye, düşünce yaşamdaki seçimlere şekil veriyor. Yer ve o yerdeki olası eylemler düşünceye bu kadar şekil veriyorsa, manzara resimleri de sunacakları düşlem alanlarıyla ve gebe oldukları alternatif metaforlarla yaşama yeniden biçim verebilir mi?”
170 x 450 cm, tuval üzerine yağlı boya



İnci Furni, “Bunu Yolda Buldum’’ isimli video performansından yola çıkarak kağıttan mekana, mekandan imgeye performatif renk jestlerinden oluşan desenlerle bir natürmort kuruyor. Düzlüğe karşı derinlik, soyutlamaya karşı temsil, epik olana karşı gündelik ve buna benzer tüm karşıtlıkları içine alıyor.
50 x 70 cm, kağıt üzerine karışık teknik

“Rising” isimli çalışma, Nemrut Dağı’nın eteklerindeki baraj gölünün üzerinde bulunan adacıklardan birine, sular altında kalan uygarlıkların ruhları için yapılmış 8 metrelik bir göğe yükseliş merdiveni. "Rising II” isimli bu iş ise; sanatçının "Rising" isimli enstalasyonunun İstanbul’da yeni bir mekanda tekrar yorumu.
4 metre, metal, enstalasyon

“Bozcaada”, ilk olarak “Rube Goldberg Makinesi”nden yola çıkarak, “Oyun” temasını ele alma fikriyle ortaya çıktı. Bozcaada’nın rüzgar gülleri, denizi, ufak çalıları ve parlak güneşiyle birleşti. Ahşap kullanımıyla ve renkleriyle, nostaljik oyuncakların sıcak hissini yakalayan Ece Ağırtmış, “Bozcaada” eserinde tüm bu öğeleri birleştirerek bir üretim gerçekleştirdi.


“Kademeli değişim.”

“Kurgulanmış bir ‘Zan’ ve ‘Zannetme’ içinde yaşıyor; zannettiğimiz kişiliğimiz içinde kendi hakikatimizin potansiyeline varamadan, bir zamanda sürükleniyoruz. Heykel zihnini yakmayı ve özgürleşmeyi seçen, kendi hakikatine doğru bir adım atma cesaretini gösteren birinin yolculuğunun başlangıcını temsil ediyor.”
30 x 26 cm, seramik


Blokzincir teknolojisinin üç boyutlu bir yansıması olan Küp, Paribu’nun beslendiği, inandığı ve içselleştirdiği değerleri değiştirilemez şekilde kayıt altına alan bir yapıyı temsil ediyor. Tıpkı blokzincir gibi… Eser, bu teknolojinin karmaşıklığını berraklaştıran ve somutlaştıran estetik bir deneyim sunuyor.

Sanatçının ikonik serilerinden Smiley, ilk kez 2009’da yaptığı, kapsüllerin üzerine yerleştirilmiş gülen surat ikonundan oluşuyor. Kapsüller ile gelen bir mutluluk, antidepresan ya da uyarıcı etkisiyle kendini sürdüren bir varlık olarak okunabilecek seri, Joker (2019, Todd Phillips) filmi akabinde sanatçının üretiminde yeniden yer buldu.
Çap: 140 cm, tuval üzeri akrilik ve jel

Ay ışığı üzerine şekillenen, ışık ve daimi karanlığa odaklandığı “Light in the Dark” serisi ile Nejat Satı, siyah ve beyazı, ışık ve karanlıkta dönüşen iki temel renk olarak ele alıyor. Satı, bu seride, plastik sanatlarda daimi olan “siyahın bir renk olmadığı” savına karşılık, glow boyanın imkanlarıyla siyahı bir renk olarak onuyor.
40 x 30 cm Triptik, tuval üzeri akrilik ve jel


“Kendimizin ve mekânlarımızın dinamikleri bir ve aynı. Bu bir geri bildirim döngüsü; birlikte yaptığımız seçimlere bağlı olarak erdemli ya da kısır hale gelen bir döngünün temsili. Heterotopyalar, sessizlerin kendileri için kimlik inşa edebilecekleri marjinal alanlar.”



Erdal İnci'nin sanat pratiği genel olarak kamusal alanları ve kolektif belleği inceliyor. İnci, video çalışmalarında kamusal alanlarda performansını kaydediyor ve yeni koreografi teknikleri araştırıyor. Schilesisches Tor isimli bu işinde Berlin’de gerçekleştirdiği performans sonucu oluşmuş kalabalığı ve armonik hareketini görüyoruz.


“İsimsiz 1 (Pay Jetonu)”, Günaydın Gazetesi’nin 1960’ların sonu, 1970’lerin başında verdiği “pay kuponu”nun jeton versiyonunun büyütülerek yeniden üretimi. Çalışma, kuponun verildiği yıllarda modernist yaşamın getirdiği kapitalist tüketime işaret eden yapıları ve ulusal ekonomik reformların kesiştiği bir dönemin alegorisini konu alıyor.
75 cm, polyester




"'Temporary’ ve ’Conversation’, geçici gibi görünen ama süreğen bir iletişime gönderme yapıyor. İşlerin cam yüzey üzerinde yer alması üretim sürecimde bilinçdışı olarak gelişse de şeffaflık, katmanlılık ve her zaman görünenin ötesindekini ima etmesi açısından tutarlı bir denk geliş.”
Temporary: 27 x 82 cm, ısıcam üzerine karışık teknik
Conversation: 40 x 100 cm, ısıcam üzerine karışık teknik



“Yörükler, Cumhuriyet'in ilanından sonra, ekonomik nedenlerle kent kültürüne geçti. Kente göçenlerin bir daha kullanmamak üzere kaldırdıkları dokumaları, yerleşik hayatın en önemli endüstriyel malzemesi betonla birleştirerek oluşturduğum eserler ile bu çarpık kültürler arası ilişkide bir kültürün nasıl yok olduğunu gösteriyorum.”
15 x 19 x 23 cm, beton, kumaş





MeshFlux, isimleri Centralized, Decentralized, Distributed olan merkezi, merkeziyetsiz ve dağıtılmış ağların farklarını oyunlaştırılmış bir formatta sunan etkileşimli bir heykel serisidir. Veri paketlerini simgeleyen bilyeler ve labirent mekanikleriyle çok kullanıcılı ağları görselleştirir. Paul Baran’ın ağ diyagramları ve kil tabletlerden ilham alan MeshFlux, blokzincirinin temel unsurlarından birini fiziksel bir sanat eserine dönüştürür.
Etkileşimli heykel ve video, anodize edilmiş 6061 alüminyum, akrilik, PLA brakeler, birim başına 148,5x190x19 mm.


Yaşamın kaynağı sudan ve onun dönüşümünden ilham alan eser; su moleküllerinin doğa ile olan harmonisini görselleştiren bir çalışma. Yapay zeka algoritması kullanılarak oluşturulan ses de çalışmaya eşlik ediyor. Suyun ve akışın etkisine katılan iyileştirici frekanslar; harmoninin yeni yaşam birimleri ve canlılara olan etkisini anlatıyor.

Sinem Dişli, çalışmalarında fotoğrafla dünyayı nasıl inşa ettiğimizi sorguluyor ki bu sorgu; pratiğindeki temel motivasyonlarından biri konumuna gelen, fotoğrafın, arkeoloji veya jeoloji gibi bilim dallarına eşlik ederek evrenin gizemlerini ortaya çıkarma arayışını kapsıyor.
112.5 x 144 cm, Arşivsel pigment baskı 3+1 AP, 3. Edisyon




